Yahya Kemal, Hilmi Yavuz gibi şairler daha çok
kavram kültürü ve felsefesinin son şiir uçlarıdır. Teorik düzey, ameli seviyenin epey üstünde tutulur. Fikir olarak kuracakları halkayı kavramlarla tarihten
günümüze sarkıtmak onlar için yeterlidir. Bu halkanın eyleme geçmesine gerek
yoktur.
Akif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, İsmet Özel gibi şairlerinse hem kavram hem de amel
tarafına önemli ölçüde dikkat ettikleri görülür. Ne de olsa insan ruhunun, fikir ve duygu kategorilerinin hareket
ile taçlanmasıyla bir anlam kazanacağını bilirler. Yunus Emre örneğinde olduğu gibi.
Aslında İslam felsefesinde pratik
yani ameli felsefeye siyasi felsefe
de denir. Siyasal İslamcılık teriminin
daha ziyade ameli olması hasebiyle buradan beslenmişliği vardır. İbn-i Sina’nın nübüvvet felsefesi de
buna benzer yönler taşır. Sadece Nazari
felsefe, Siyasal İslamcılık gibi
bir terime pek kapı aralamaz. O toplumu ve devleti daha çok ütopik bir sistemin
içine konumlamıştır. Yani kavramsal bir düzen öncelenmiştir. Ameli taraf geri
çekilmiştir. Metinsellik öne alınmıştır.
Günümüzde pratiğe önem veren Akif
gibi İslamcılar ile Yahya Kemal gibi
teorik yani kültürel ve kavramsal olarak İslam’ı benimseyenlerin kavgasının
kökü ta buralara, Aristo’ya kadar iner.
Yeprem Türk