Medeniyet, asıl mevzua çatıdır.
O
asıl mevzu ki, insan oğlu biraza biraz, ahretin çocuğudur.
Cumhuriyetin yoksulluğu
bir tarafa, cumhuriyet dairesinde ibre hala aşağıya
doğru iniyorsa bir millet adına buz gibi bir düşüştür, bu. Aşağıdadır
artık her şeyler. Dil, bilinç, ufuk, iman derecesi. Bu seviyede, bir parmak boyu derinlik veremez
insan. Ve söz ve dağarcık ve yaşam
bakımından. Cumhuriyet üstünde fazla gitmemeli tarihe. Çağımızda
medeniyetimizin parçalarının ayrı ayrı cumhuriyetler üstünde uzunca taşınması bu derinlik meselesini tamamen yok edip ve
bunu da normal hale getirebilir. İnsana
gerçekten böylesi yanılgılı bir duygu yükleyebilir. Bu tehlikelidir. Ve belli bir zaman sonra üstünde yaşadığı
ufak
parçaları da yitirebilir, insan. Sadece
cumhuriyetin kapladığı
matemetiksel alanda, yaşadığını sanabilir. Olduğu yer anlamlı kalan bir alan olmayacaktır oysa.
Anlamını bitiren alanın kendisi de bir zaman sonra yitecektir de.
Ben
cumhuriyet zihniyetinin uzaması halinde inanca, bize, medeniyete ait kalelerin kalacağını düşünemiyorum. Kalan şey herhalde artık
cafeler olur. Medeniyetten arta kalan kaleler cumhuriyet içinde cafelere dönüştü. Cumhuriyete devamsa eğer, ufkumuzun yeni
yüzyılı kalelerde değil, cafelerde geçireceğini umuyorum. Kaleleri
teslim edeceğimiz sağlıklı bir genç nüfus yapısı dahi olmayacaktır. Bu zihniyetin,
ruhu silkelenmiş bir insan tipi var ettiğini görüyoruz. Biz bu
tür insanlara içi silkelenmişler diyoruz. Uhrevi duyuşlarını içinden çıkartılmışlar, ufkundan
kopartılmışlar, elek diye duvara asılmışlar ya da. İçi boş oğullar veya boru oğullar da denebilir.
Bazıları diyor cumhuriyet de bir siyasa malı.
E ama bu kadar da olmamalı. İnsan ki, o siyasa, biraz da ahret malı olsun istiyor.
Adem Kalan