Bir zamanlar Türk
edebiyatında belli bir kitle olurdu. Onlar nereye giderse orası
kalkınırdı. Özellikle de şairler bu işin
kurnazı olmuşlardı. Mesela Yediiklim dergisinde bunu yaptılar. Orada kapak olan
şair ve öykücüler, bir dergide kapağa çıkmak oradan ayrılmanın
zamanı şeklinde de algılanırdı, hemen başka bir taze dergiye geçiş yaparlardı.
Sonra orada da dosya konusu olduklarında daha genç bir derginin şemsiyesi
altına toplanılırdı. Ama bu eylem şekli,
Fayrap ve İtibar'dan sonra tıkandı. Biz şahsen böyle bir şeye asla izin
veremeyiz. Göçmen kuşlar gibi oradan oraya göç eden bu topluluğu kabul
edemeyiz. Kuruluş dergisinin ilgisi, en
üst düzeydeki şair ve yazarlaradır.
Şimdi elimde Birnokta
dergisi var. Kasım 2015 sayısı. Bünyamin Küçükkürtül çalışması konmuş
kapağa. Araştırmalar, aforizmalar, şiirler bulunuyor dergide. Ama genelde
Birnokta'da her sayıda ya bir iyi şiir olur ya da olmaz. Aslında her dergi için
durum aynıdır. Denemeler, diğer dergilerden tard edilmesine rağmen Birnokta'da hiç eksik olmuyor. Nuri Pakdil'e sırt vermesi
derginin bunu getiriyor. Çünkü Nuri Pakdil deyince aklımız, egsantrik
denemeler hatırlar. Ve ben ki bu denemeleri eski grek uygarlığının
denemeleriyle neredeyse bir tutarım. Bu
açıdan Birnokta güzel bir deneme dergisidir. Son sayfada Bünyamin K.'nın
denemesi buna bağlanabilir. Anlamışımdır ki grek dünyası nasıl denemeleriyle
gelişti ve geleceğe kaldıysa Türkçeyi de sonraya taşıyacak olan şey şiirden
sonra deneme türüdür.
'İtil Boyunca' Süleyman Çelik'in
şiiri. Bir Yahya Kemal
telifi gibi duruyor. Bazen de Yahya Kemal ile aynı dönemi mi yaşıyoruz diye
hissetmiyor değilim. Türkiye'nin bu
günlerdeki konumu o yıllarla farklı bir düzlemde de olsa benzeşiyor. Bu nedenle
sevdim şiiri. Hem Yahya Kemal o zamanlar '‘Vatanda düşman görmek ıztırabıyle…/ ateş ve kanla,
siler, birgün, ordumuz lekeyi.
demişti. Şimdi ordumuz Musul ilimizde. Aynı duyguyu bir başka versiyonuyla
söylesem uyar sanırım. İtil Boyunca, böyle tatta bir şiir.
Salih Can