Edebiyatımızda
da bir Ortadoğu havası var sayılır. Rüzgarlar oradan oraya esip duruyor. Dergi
lobileri durmadan adam değiştiriyor. Bazı dergiler de bu aralar, kimin yanında hangi
merkez dergide yer alsam diye hesap yapıyor. Oysa yazık. Bunlar bitti,
bitiyor. Bugün bir üstadın birkaç dergi ile kooperatifler kurup kendi adına bir
çıkarma yapması yarınları adına hem ayıp hem tehlikeli. Amaçları gençlere göz
açtırmamak sanırım. Bugün bu durum, gençler tarafından biliniyor, ancak dile
getirilmekten çekiniliyor. Bugün hangi üstadı hangi kolektif şirketi temsil
ediyorsa, yarın onları hiçbir kolektif şirket temsil etmeyecektir. Kalemi
bırakan olduğu yerde durmalı. Gelmek isteyenin gelip soluklanacağı bir ağaç
gibi olmalı. Bunun dışında tarafçılık akımına kapılanların, gençleri bu yönde
yönlendirmeye çalışanların kitaplarını geri dönüşüm kutusu paklamaz da ne
paklar.
Cumhuriyet
biteli az oldu ama bitti. Cumhuriyet dönemi edebiyatı ve fikirleri şeklinde bir
başlıkla tanımlanabilir, en kısa yoldan cumhuriyet dönemi edebiyatı. Türk edebiyat ve fikirler tarihinde
böyle kısa ve net bir başlıkla temsil edilecektir, cumhuriyet dönemi
edebiyatımız. Belki buna 23 edebiyatı
de denilebilir. Ama halk dilinde. Dönem bitse de levhalar geç kalkar.
Sokaklarda gördüğümüz bu levhaların çoğunun bir karşılığı yok. Ömer Şişman,
bırakıp levhaları akıp gitmek istiyorum insanlar arasından demiş. Siz de öyle
yapın. Bu yüzyıllık dönemde bizden, M. Akif’i, Yahya Kemal ve Haşim’i, Büyük
Doğu’yu, Garip’i, Nazım’ı, Diriliş’i, II. Yeni’yi; İsmet Özel’i, Nurettin
Topçu’yu, Mustafa Kutlu’yu, Mavera’dan Cahit Zarifoğlu’nu, Rasim Özdenören’i, Cemal Şakar’ı, Hüseyin Cöntürk'ü, Nuri Pakdil’i sonra da
(İbrahim Tenekeci’yi) Neo- epik şiiri alın çıkın, bir maziden. Evliyalarınızı da ama.
Adem Kalan