Irak
Mı Sandın Filistini Çanakkale İçinde
Filistinde
çocuk olmak diyorlar ya
Ne
varmış Filistinde çocuk olmakta
Vahşet
şuymuş buymuş vahşet ne kelime
Taş
atacak gücümüzde mi yok şu incecik bileklerimizde
Hem
Allah var bilir misiniz bilmem
Bizim
Allah’ımız bizi korur
Onların
oyuncakları bile parçalar bedenlerimizi
Ömer’in
bağırsakları dışarı çıkmıştı bir keresinde ben gördüm
Bilyeler
vardı ben gördüm
Ama
siz görmediniz ve duymadınız
‘Vücudum
beni öldürüyor Allah’ diye bağırırken
Ve
sıyrılmak için çırpınırken bedeninden
Hepimiz
dua ettik Rabbimiz meleklerin kuşatsın bizi
Öcümüzü
alalım güç ver bileklerimize
Rabbim
babalarımızın kefensiz canlarını sürütme kafirlere
(Fayrap)
Hakan Kalkan, Türk şiirinin
son dönemde yetiştirdiği ilginç bir isim. Berrak, yalın bir zihne sahip öncelikle Kalkan.
Açık, sade ve değerli her eser aslında veli nimettir. Hakikatte halkın
zihni de buna yatkındır. Açıklık verim
sağlar çünkü. Güven vericidir. Aslında Türkçe, gerçekte böyle çalışıyor.
Felsefi metinlerde bile, yazar biraz diri olsun konuşmaya devam ediyor Türkçe.
Elbette bir ihtiyaç şartı var Türkçede.
Gerçi son zamanlarda buna pek itibar eden yok. Hızlı iletişim hızlı haberleşme
tipi böyle bir şeyi mümkün kılmamaya çalışıyor. İnternette kodlar eşeklerle
taşınmıyor hani, koşan bir ışık hızıyla karşı tarafa ulaştırılıyor. Ve insan anlamayı da böyle gerçekleştirmek
istiyor. Yanılıyor. İnsan sağlığına kavuşmak istiyorsa idrak kodlarını beyne eşeklerle taşımalı oysa. Ama bu eşeğin saatte
beş km giden eşek olmadığı bilinmeli. En karmaşık olup da doğru çalışan
sistemler, böylesi bir açıklığa dayanır.
Sadece halkın anlayıp da sevdiği, ama burjuvanın sarayına sokmadığı bir
dile sahip şiir. Ama aynı zamanda, bu durum onun eskimemesini sağlıyor. Kişilik
olarak da siyaset olarak da, tazelenmesine katkısı var şiire bu dilin.
Kişilikte ve siyasette hem epik hem gelenekseldir, şiir. Nettir de. Cumhuriyet nesepli değil. Yani kişilikli.
MAHMUT BAY