4 Aralık 2015 Cuma

AKATALPA





Yeprem Türk edebi ve siyasi olarak büyük fikirleri olan bir kişi. Diriliş’ten sonra Kuruluş’u seçmesi başlık olarak dergisine açıklıyor bu olguyu. Gurur duydum milli duruşu dolayısıyla. Yerlere ve Göklere Dair’i emin ellere emanet ediyorum.  (Akatalpa, Aralık 2015, sayı 192, Osman Serhat ERKEKLİ )

Osman Serhat ERKEKLİ, Kuruluş için böyle yazmış,  emanete ehil görmüş Kuruluş’u. Kuruluş’u gönendirmiş.  Derginin yayın yönetmeni Ramis Dara da  yayımlamış. Sağolsun. Sağolsunlar. 


Salih Can

23 Kasım 2015 Pazartesi

elbet

                Bir milletin yüzünün kirlenmesiyle 
                             tarihini geriletmesi aynı anda olur derim.

elbet

Bir çevre falan istemem
Çevre dediğin ne?
‘Şair mülküne el koyup
Onu istediği fiyata
Satar bir dükkan’

Yani bürokrasi.

Aslında milletle arama
Kimse girmesin
Yalnızlık bana yalnızlık
Değil bu yüzden

Ancak bir kardeşiniz olarak
Okuyun, değerlendirin beni.

Ben çevre şan değil
Bosnalı Kıbrıslı Kudüslü
Bir millet arzularım.

Balkanlar’dan Mekke’ye
İslam’ın alın teri:
Tek millet.

Bu husus için
Söğüt’ten geçen üstat  melek
Ankara’ya da gelmiştir elbet

Yeprem Türk

22 Kasım 2015 Pazar

NOT

       NOT :


1.  Mühür’de ürün yayımlamaya devam eden arkadaşlarla görüşmem demiştim.  Bu ay şair arkadaşım Erkan Kara'nın yazısı varmış Mühür’de.  Emeklerini, hakkını helal et kardeş. Bir  daha görüşmeyelim.


2.  Bugün sol edebiyat , halkı neredeyse bırakmış gözüküyor. Halkla bir ilişki kuramıyor. Marjinal gruplara hitap edebiliyor ancak. Belki de halkla bağlarını kopardı ya da halk kendisini sağ edebiyata teslim etti.  Bundan öyle. Şimdilerde tasavvuf, vahdet numaralarıyla ayakta duruyor Mühür gibi dergiler.  Aslında antropomorfik, Yunan vahdet felsefesiyle ayakta duruyorlar. Bunlar, Anadolu İrfanı denen  şey olmuyorlar. İlkesiz, şeriatsız filan. İslamsız tasavvuf yok oysa. Kiri görünmez eden veya ona uydurulan kılıflardır oysa bu dergilerdeki olay. Gerçi bu işin sağı veya solu yok artık.

Yeprem Türk

21 Kasım 2015 Cumartesi

SE




Her insana bir ceset düşer
ufff çağımızda.
Kuş karınca dahil
ölüsüz varmak diler Yeprem bekaya

Vicdana konmak için
hiç bu kadar koşmamıştı lekeler
fır fırr, bunu sağlayanı
Murada götürmesin eşekler

Hep dedim yine derim
O saflık  gelse
Evimize
Aue aue

Din emekleriyle büyüse



16 Kasım 2015 Pazartesi

GÜZELLER


şair ile ilgili görsel sonucu
GÜZELLER


Bir ara içimdekini millete vermek için
Siyasetten kürsü istemişim
Çünkü hayat ancak bir şairin
Kaldıracağı şekilde yıkılıyordu
Ve Allah bunu
Cümle kuşa öttürüyordu

Şimdi huzur adına gecelerde
Bekayı tırtıklıyorum


-o da güzel bu da güzel


Yeprem Türk

11 Kasım 2015 Çarşamba

HALKIN OYUNU

 
Sayın Nuri Pakdil, geçen günlerdeki bir söyleşisinde genç dergicilerin bir ideolojisinin olmadığını, bu yüzden  edebiyat dergilerinin bu aralar pek iş çıkaramadığından bahsetmiş.
 Oysa durum az böyle olduğu gibi biraz da öyle değil. Bizim bir ideolojimizin olmadığı doğrudur. Ancak davamız hep vardır.  İdeolojilerin dava haline gelmesine zaten baştan karşıyız. İslam’ın bir ideoloji değil hakikat olduğu ise  kamunun gönlü ve zekası nezdinde tescillidir.
 İdeolojilerin bir kavram olarak geldiği yer çağımızda neresidir? Bir bakalım. Vaziyetleri pek iç açıcı değil. Neden? Doğrusu ya ideolojiler önce  bir Avrupa meselesidir. Reformlardan Aydınlanma dönemine kadar da işlek bir trafiğe sahiptir. Marksizm'den liberalizme kadar gider. İslam topraklarında elbet hatırı sayılabilecek de işler çıkarır. Ancak son tahlilde ideolojilerin geldikleri yer milletimizin Dümbüllü’ye uygun gördüğü yerdir.
 Bugün ideolojilerin Türkiye’de sergiledikleri performans bir Orta Oyunu'ndan ve ya Karagöz - Hacivatlıktan başka şey değil. Müslüman halkımız ideolojilere göre dağılmak, parçalanmak yerine ideolojileri Orta  Oyunu ve Hacivat- Karagöz sahnesine çekti. Irkçılık, sağcılık, solculuk, komünizm, muhafazakarlık halkın karşısında birer Pişekar’a, Kavuklu’ya çoktan dönüşmüş durumda. Orta Oyunu bugün ideolojilerin figüranlığı ile oynanıyor. Halk bunu meydanlarda çokça da televizyonlardan izliyor.
 Ama ezan okununca halk, oyunu bırakıp mabedine gidiyor. Aynen bin yıl öncesi gibi.
  Ne ideolojisi yani.

Yeprem Türk

10 Kasım 2015 Salı

Herkesin İşi



Sünni, Alevi, Türk, Kürt demeden tüm Türkiyeli kardeşlerime demek isterim ki. Üçüncü Çağ meselesi hepimizin işidir. Kendisini Türkiye'nin yaslandığı temeller ve kendisine Türkiye dışında varlık bulmayan; bu toprakların çocuğu olan herkesin çatısıdır.  Hangi kesimden olursa olsun bu böyledir. Aslında Üçüncü Çağ, bir Mehmetli Milleti, bir kişilik etrafında millet olma anlayışının ürünüdür. Sünnisi, Alevisi, Kürdü, Türkü ve Suriyeli Arap kardeşlerim yeni çağa bu anlayış içinde girmek üzeredir. Aynı zamanda Fransız İhtilaliyle ortaya çıkan yıkım akımına karşı Anadolu topraklarından verilen bir cevaptır, bu. Doğrusu ya Fransız İhtilali, dünyada sadece kutlu Anadolu insanını yenememiştir. Ve Anadolu'da durdurulmuştur. Ve bu mübarek karşı koyuş yeni çağın kapılarını aralamıştır bize. Üçüncü Çağ, ne sadece Ak Parti ne de Yenişafak gazetesi konusudur. Değeri, her bir vatandaşımızın dert ettiği kadardır.


Yeprem Türk