Türkiye hükümdür.
Nasların yurdudur. Üç kıtaya yetecek anlam, dört kıtalık ritimdir. Dünyanın
alnıdır. Kalbi: Mekke, Medine, Kudüs’tür. Allah’ın mülküdür. Türkiye, dünyanın güzel bedenidir. Ruhudur.
Örneğin Amerika ruh üflenmemiş vücut gibi. Çıkarcıdır; diğergam ve merhametli
değildir. Çirkin, işgalci ve soğuk bir büyüklüğü vardır, Avrupa’nın. Türkiye, Büyük Doğu arazisinde güzel, çiçekli ve hoş
bakışlı bin yıllık bir kocamanlıktır. Haramilere karşı dehşetengiz bir kebirlik
taşır. İslam dünyasının göğsüdür. Dicle’nin kalbi, Nil’in nefesidir. Asya’dan
Avrupa’ya gürül gürül akar. Türlü millet selamlarının, temennalarının başka
milletlere geçiş kapısıdır. Asya’dan Afrika’ya kadar Türkiye ile yüz yüzü açar,
kapı kapıyı, el eli. Türkiye, Türkçe dile gelmiş bir dünya dilidir. Türkiye bu
yaşantısıyla Allah’ın irfan, kardeşlik elçisi bir diyardır. Kıtalar arası
meclis gibidir. Kıtaları kıtalara götürür, tarihi de tarihe. Alnında Kur’an
yazısı vardır. Bin bir sabırla yoğrulmuş kalp fetihlerinin emeğidir. İbrahim’in vatanıdır. İsmail’in memleketi.
Peygamber-i Ekber’in toprağıdır. Veysel’iyle, Yunus’uyla Allah âşıklarının yöresidir.
29 Eylül 2019 Pazar
&
Türkiye, ideolojilerin
kurduğu bir ülke değildir. Kadim insanlık dersinden, fikrinden doğmuştur.
Adem’in ilklik heyecanını paylaşır. İsmail’in Allah yoluna kurban olma neşesini
kalbinde yaşar, Nuh gibi medeniyet gemisini yeniler, Circîs’e- Eflatun’a kulak
verir.
İmam-ı Azam’ın hükmü
alnındadır. Yunus’un gönül tasviri bağrımızdadır. Hallac bizde, maşeri
vicdanımızdadır. Ama hepsi ‘asr- saadet’in kubbesi altındadır.
İdeolojiler, yeni
çağda devleti yöneten tabaka üzerinde etkili olmuşsa da milletin devlet
anlayışına sari olmamıştır. Birçok ideoloji ülkemize girse de kök tutamamıştır.
Bakın şimdi Batı’nın sonbaharı içinden geçiyoruz. Ülkemizle Batı zihninden de
kısım kısım çekiliyoruz. Böylesi bir sonbahardayız ve topraklarımızda hazan
dallarından ziyade ideoloji süpürüyoruz. Asr-ı Saadet Kubbesi’ne doğru da tatlı bir
yorgunlukla ışıyoruz.
Y. Türk
&
Biz, Candaroğulları’ndan
Karamanoğulların’a onlarca beyliği; Mısır’dan, Yunan’a; Yunan’dan Asya’ya,
Hind’e onlarca irfan parçasını ‘Asr- Saddet’ kubbesi altında birleştirerek,
harmanlayarak bir araya geldik. Bu
tarihi büyük amel, asırlarca sürdü. Şimdi tekrar başa döndük. Yine aynı kubbe
altında üçüncü çağımıza hazırlık yapıyoruz. Türkiye’nin üçüncü çağıdır, bu.
Tadı, kokusu, estetiği biraz daha değişik ama her daim mümin.
Türkiye, Osmanlı
dağılırken yine toplandığı gibi dağılan bir dünya oldu. Türkiye, merkezinde Kurtuluş Savaşı verdi.
Kendini yeniden var etti. Ama kadim parçaları da değişik yerlerde ve
uzaklıklarda tutsak kaldı. Kendi başlarına Irak oldu, Suriye oldu, Libya
oldu. Büyük millet arasına dikenli
teller kondu. Bunda Batı’nın silah
gücünün, siyasetinin ve felsefesinin etkisi var. Bir gün bu tesir zayıflayacak,
teller sökülecek. Doğu’da zihin zihne,
akıl akla, el ele, kol kola geçecek. Dağınık ama yenilenmiş bu irfan parçaları
tekrar Türkiye olarak dönecek. Yeni bir medeniyet-i aliyye’de harmanlanacak.
Milletimiz, İslam’dan
sonra cihan şümul sözler söyledi. Birinci söz Selçukludur. İkincisi Osmanlı.
Üçüncü söz Türkiye. Üçüncü sözün, üçüncü amelin başlangıcındayız daha. Üç
kıtaya dağılan nizam-ı alem esrarı bir toplansın, yeni çağımız o zaman bir
beden bulacak, dünyaya ses verecek.
Y. Türk
Türkiye Yazıları Kitabı'ndan
Bu kitap Türkiye nedir, diye yazılmıştır. Türkiye’yi
sevme isteğim, kalem tutan elimin kapılarını ruhuma doğru açmıştır. O kapıdan sevinç,
ağıt, türkü, şarkı, fikir, ilahi, salât dökülmüştür. Gördüğünüz kâğıttaki
yazılar ruhumun Türkiye işaretleridir.
Sadece çağımızı kapsamaz. Türkiye’nin doğuştan getirdiği özellikleri,
duyuşları, gönlü ve aklıdır. Ama en çok alın yazısıdır.
Kalemim gençken Türkiye’yi yazmadım. Şimdi kalemim
yaşlandı neredeyse bir asa bile edindi. Ululara yön döndü.
Alınyazım, hep burada geçti. Hüda, beni bu topraklara
yazmış. İyi de etmiş. Gamım da sevinçlerim de burada büyümüş. Onları bu ocaktan
emekli edeceğim.
Fikirlerim, hayallerim de bu muhitte yetişmiştir.
Türkiye, bendeki maddi mânâya da ezeli mânâya da vatanlık etmiştir.
Türkiye’de yaşamın anlamı derindir. Bu mânâyı edinmek
isteyen aklın çok derinlere inmesi gereklidir.
Derinler dediğim şey aslında yükseklerdir. Yücelerdir.
Derine inen, yücelere çıkar. Yücelere çıkan da derinlere.
Bu şöyle bir şeydir: Gökle yeri, ahretle Türkiye’yi
birleştirmek gibidir.
Türkiye, insanın bekaya temiz varabilmesi içindir.
Bazı güzelliklerin devamı ancak ahrette olabilir,
dedirtmek içindir.
Meleklere de diyardır.
Gönlümüz, buraya kendi isteğiyle kaydolmuştur.
Türkiye’nin dağları,
otları, ağaçları, turnaları… binlerce kere güzeldir.
Türkiye dört ayraçlı kitap:
Bedir Savaşı, Malazgirt Gazası, İstiklâl Harbi, 15 Temmuz Direnişi.
Kubbesi: Asr-ı Saadet
kubbesi’dir.
Fetihler ve
direnişler, üzerinden su gibi akmıştır.
Onda nice gurbetler,
hüzünler, dertler çiledi. Olsun Allah’ın karı gibiydi.
Gül kokusu, yürek
kokusu, amber kokusu, ekmek kokusu ve ak koku hepsi Türkiye kokusu.
Büyük bir mantık, ulu
bir gönül; alabildiğine bir yalınlıktır.
Ona ne olmuşsa
kaderle olmuştur.
Y.Türk
25 Eylül 2019 Çarşamba
Sabır Tarihi
Anneler gam seslerini
Basmalara çiçek olarak koyarlardı
Yoksulluk üstümüzdeki delikleri de delerdi
Hayat avuçlarda su
Döküle döküle giderdi
Ama dünya topraklarında yağmur vardı
Küremiz değildi rakı içmiş deli
Eskiden acılarla dolu olsak da
Bir ağıtla bağrımızdan başka yerlere göçürmesini bilirdik
dertleri
Sabrın verdiği harçlıklarla alabilirdik cenneti
Dünya gaz ve gazapçı dolu
Temiz gökler artık masallarda peri
Yok bulut, hani var ya yağmurun sekreteri
İsmi her şey olmaktan bir şey olmayan sevdiğim
Adını başkası veremez kendi bulur dediğim
Gel artık kapımızı aç avuçların gibi
Cennete atılan adım nasıl olsa alınmaz geri
Y. Türk
AKMA
Ağaca dayamış ömrüm sırtını
Süzüyor bir ömür yere bakan gökleri
Halil, Ayşe, Remzi, Ali
Dünya sınırında kendisine söylenmiş sözler
Dağlardaki keçilerin ömrü kadar hâlâ paklar
Ve bir köye giden selâ
Abinin ömrünü bir vakit sonra baba yapan gibi şeyler
Ruh doldurulup bedene katılmıyor şükür
Günün ardına düşülüp gidilir
Namazdayken kaldığı yeri olur insanın
Issız nur ve berrak çayır
Ve şükür hâlâ
Sıratı geçebilecek sözler şiire geçer
Y. Türk
BABA 2
Ölünce çocuk, babada
Gözler ses çıkarır
İşitmek görmekte misafirdir
Babalar, insanlar gibi Tanrı mektupları
Yazdıkları ağıt
Tanrı mektuplarının mektupları
Sıcak bir selam
Allah’ın ak küreğidir
İçi boşaltır
Babaya çocuk deyince
Gök, dünyanın önündeki aydınlık bahçe
Bahar kâtibi gelir
Elmaları, vişneleri, ekinleri bahçeye yazar
Çocuğunun sesleri asmalarda üzümler olarak durur
Baba dünyanın
Akşam giderken gördüğü evladını
Sabah bulamayan güneşi
Ne zaman yıkılsa
Omuzlarındadır en içli şarkının eli
Y. Türk
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)