4 Kasım 2017 Cumartesi

&


Ahmet Cevdet Paşa, devlet şekillerini ruhani ve cismani devlet diye iki ayırır. İbn-i Haldun, bunu dini devlet ve akıl devleti şeklinde belirtmişti. Platon, devlet şekillerini ruhanilik veya cismanilik üzerinden değil daha çok devleti yöneten tabaka, sınıf üzerinden incelemiş ve yine belli bir elitin yani filozofların yönettiği devleti en iyi devlet şekli olarak görmüştür.

Devlet, adaleti koruyup kollayan, dağıtan ve sağlayan bir kudrettir. Bu nedenle hem metafiziksel hem de cismani anlama sahiptir.


Allah’ın Haz. Davut’a emrettiği ‘Adalet ile hükmet’ emri her zaman mahkemelerimizin serlevhası olarak kullanılmıştır.  Çünkü kutsal kitaplarda adalet merkeze konur. Adalet ise hem Tanrı’nın öğüdüdür hem de akılla aranacak bir şeydir. O yüzden bizim devlet şekillerimiz dini ve ona uygun olarak da aklı önceleyen bir devlet tipi olarak vuku bulmuştur.  Biz buna dengeli devlet düzeni de diyebiliriz.

Yeprem Türk


31 Ekim 2017 Salı

&



Bir asırdır fikirde, sanatta ‘öz’ dediği şeye gönderme yapıyoruz. Onu arıyoruz. Büyük ihtimalle ruh dünyamızı meydana getiren tohumları yenice elliyoruz. Çünkü her şeyin ilk halleri onun içinde gizli, biliyoruz. Fark ediyoruz, ruhumuz kabuğunu soyuyor yeni bir medeniyet elbisesi giyiyor. Öz bulundu, şimdi onu inşa etmeye, çoğaltmaya sıra geldi. Eski bir devletten yeni bir devlete geçerkenki o boşluk yavaş yavaş doluyor.  Aynı durum Selçukludan Osmanlıya geçerken olmuştu. Şimdi Osmanlıdan Türkiye çağına geçerken oluyor. Yeni bir çağ başlıyor. Ve bir kez daha bayrağımıza doğru büyük bir göç gerçekleştiriyoruz. Bayrağımız çağın burçlarına, gönderine doğru yükseliyor. Gönderdeki bayrağımız, büyük bir gök yolları ülküsüne, ulu bir amaca hazırlanıyor.


Y.Türk


&



Bayrağımız gönüllere İslam’ın ulu bir ilhamıyla dikilecektir. Gözlerdeki ışık canlanacak; İslam ve öz, bir devirle tekrar hayata, coğrafyamıza dönecektir. Onu böyle  getirip çağın içine koyan elbette bir kader olacaktır. Emekle, sabırla ve tefekkürle bayrağımız asıl yerini yeniden bulacaktır. Büyük bir İslam şiirine, İslam yazısına, İslam yurduna dönüşecektir. Bunu başarmak için halkıyla çırpınacaktır. Gönül ve felsefe mimarisini tekrar kuracaktır. Herkes uyurken o, çalışanların, dünyayı bir merhamet örgüsüyle örenlerin bir izi bir sembolü olacaktır. Milleti iş yapacak, ilim ve hissiyat üretecek ve o bunları tek bir ruh içinde konuşacaktır. Ağzını elbette Allah’ın eli açacaktır.



Y.Türk 

&



Devlet adları değişse de kültür, medeniyet öz olarak değişmez. Bayrak değişmez. Çünkü insan değişmez. Bin yıllık kültür, bin yıllık medeniyet; bin yıllık insanı temsil eder.

Platon, devletin insanına benzeyeceğini söyler. Kaç insan tipi varsa dünyada o kadar da devlet tipi var, der.

İbn-i Haldun bu meseleyi ümran ve devletin aynı şey olduğunu söyleyerek anlatır. Tek ümran tek devlet tek bayrak tek insan.

Selçuklu medeniyetindeki insan, Osmanlı devletindeki insan ve Türkiye cumhuriyetindeki insan aynı insandır. Bu devletler aynı medeniyetin aynı kişileri olan tek bayrak altında hem tarihe hem geleceğe doğru akıp giden Mehmetlerden müteşekkildir.



Y.Türk

&





Bayrağımızı sadece siyasi, politik bir yapı olarak görmemek gerekir. Kadim bir bayrak çökünce her şey çöker. Millet çöker, insan çöker, şiir çöker, sanat çöker, yaşam çöker, ümran çöker, kültür çöker, şehir çöker, kıtalar çöker. Farkında mıyız, bir medeniyet tatiline girdiğimiz şu yüzyıllık süreçte bile neler çöktü ana karamızda? İdrak çöktü. İrfan, felsefe çöktü. İnsaf çöktü. Vicdan çöktü. Medeniyet havzamız çöküntüler diyarına dönüştü. Batılı devletlere kölelik eden bir Asya bir Şark kıtasından başka bir şey kalmadı elimizde. Filistin çöktü, Kudüs çöktü. Afrika çöktü. Balkanlar dizleri üstüne çöktü. 




Adem Kalan 

28 Ekim 2017 Cumartesi

SAYI 24



Matbuat noktasında dergi çıkarmak kolaylaştı. Ne var ki aynı kolaylığı, şiir yazma açısından düşünenler de var. Bize göreyse, dergi yayımı noktasında gelişen teknolojik imkanların şiir sanatına pek katkısı yok. Çünkü şiir üretmek bin yıl önce ne ise şimdi de odur. 

Aslında bu sene, pek fazla şiir bulamadık, dergilerde. Şiir diye yazılanların çoğu çocuksu sayıklamalar ve başkalarından tevarüs edilmiş, sonsuzca yinelemesi yapılabilecek gereksiz şeyler. Çoğunun ne şair açısından ne dil ne şiir sanatı ne de çağ zaviyesinden pek kıymeti yok. Bunların da dolayısıyla bir şiir değeri taşımadığına karar verdik. Çünkü biliyoruz ki şiir sanatı bambaşka bir şeydir. İçinden gerçekten şiir akan ile bazı ufak numaralar sayesinde şiir kotaran ayrı şeylerdir.  Örneğin İsmet Özel, genç yaşlarında, askerlik yaparken, şiir yazmaya vakit bulmak için sağlam bir dişini çektirmek zorunda kalmıştı. Yani şiir meselesi biraz da böyle bir şeydir.



Yeprem TÜRK

24 Ekim 2017 Salı

ANLIYORUM



İÇİMDE UYUYAN RÜZGARI KALDIRMASI
SUYUMU DAĞDAN İÇİRMESİYLE
ELİMDE DEĞNEK TOPLUMUN DEĞERLER ORMANINA SALIP
VARSA DALLARDA YAŞAMSIZ BİR KIYMET DEĞDİRİP DÜŞÜRTMESİYLE

ARADIĞIM AKIŞKAN ÖZÜ SALMASI
GÖKYÜZÜ DESENLİ İÇİMDEN AKITIP GÖTÜRMESİYLE
BİR MELEK ELİYLE GÖNDERİP ÖZLENEN GÜZEL YÜZÜ
GECE UYKUDA ALNIMA SECCADE YAPMASIYLA

ANLIYORUM

BEN TANRI’NIN ARACIYIM
YAPAR BENLE İSTEDİĞİNİ
CENNETİN GEOMETRİSİNDEN KOPARTIP BENİ
CEMİYETİN MİMARİSİNE KATTIĞI GİBİ
OTURMAMLA KALKMAMLA HALA
MARKAM ALLAH SANAYİ


Y.Türk